Aile Mahkemelerinde Zorla Getirme (İhzar) Kararı ve Tanıklıktan Çekinme…
Aile hukuku uyuşmazlıklarında –özellikle boşanma, velayet ve nafaka davalarında– tarafların iddialarını ispatlayabilmesi için tanık beyanları hayati bir önem taşır. Çoğu zaman bu tanıklar, tarafların aile üyeleri veya yakın akrabalarından oluşur. Ancak, taraflar arasındaki husumete dâhil olmak istemeyen yakınların ifade vermekten kaçınması sık karşılaşılan bir durumdur.
Peki, adınıza bir mahkemeden “zorla getirme (ihzar)” kararı çıktıysa ne yapmalısınız? Mahkemeye gitmek zorunda mısınız? Giderseniz ifade vermek mecburiyetinde misiniz? Oranca Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimizden ve vatandaşlardan sıkça aldığımız bu soruların hukuki çerçevesini Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ışığında değerlendirdik.
Zorla Getirme (İhzar) Kararı Varsa Mahkemeye Gitmek Zorunlu mu?
Kısa cevap: Evet, zorla getirme kararı varsa mahkemeye gitmek zorunludur.
Birçok kişi “Nasıl olsa ifade vermeyeceğim, tanıklıktan çekinme hakkım var, o yüzden duruşmaya gitmeme gerek yok” şeklinde hatalı bir düşünceye kapılmaktadır. HMK m. 245 uyarınca, usulüne uygun şekilde çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmayan tanıklar hakkında zorla getirme kararı verilir.
Tanıklıktan çekinme hakkınızın bulunması, mahkemenin çağrısına icabet etmeme hakkı vermez. Duruşmaya kendi rızanızla katılmazsanız, kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) nezaretinde zorla mahkemeye götürülürsünüz. Üstelik önceki celseye mazeretsiz katılmadığınız için mahkemenin yol açtığı giderleri ödemek zorunda kalabilir ve disiplin para cezasına çarptırılabilirsiniz.
Tanıklıktan Çekinme Hakkı (HMK m. 248)
Mahkemeye katılım zorunlu olsa da ifade vermek zorunlu değildir. Kanun koyucu, aile bağlarının zedelenmemesi ve kişilerin yakınlarına karşı şahitlik yapmak zorunda bırakılmaması adına belirli kişilere “tanıklıktan çekinme hakkı” tanımıştır.
Aşağıdaki kişiler, hiçbir gerekçe göstermeksizin tanıklık yapmaktan çekinebilirler:
- İki taraftan birinin nişanlısı.
- Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi, iki taraftan birinin eşi.
- Kendisinin veya eşinin altsoyu (çocukları, torunları) veya üstsoyu (anne, baba, büyükanne, büyükbaba).
- Taraflardan biriyle aralarında evlatlık bağı bulunanlar.
- Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları (kardeş, amca, dayı, hala, teyze ve yeğenler).
Ayrıca meslek sırrı (HMK m. 249) veya menfaat ihlali tehlikesi (HMK m. 250) barındıran durumlarda da tanıklıktan çekinme imkânı bulunmaktadır.
Duruşma Salonunda Süreç Nasıl İşler?
Zorla getirme kararı ile veya kendi rızanızla duruşmaya katıldığınızda süreç oldukça nettir:
- Kimlik Tespiti: Hâkim tarafından kimliğiniz tespit edilir.
- Hakkın Hatırlatılması: Hâkim, yasa gereği taraflarla olan yakınlık derecenizi sorar ve eğer kanuni şartları taşıyorsanız size tanıklıktan çekinme hakkınız olduğunu hatırlatır.
- Beyan: Bu aşamada açıkça; “Taraflarla olan akrabalık bağım (veya ilgili kanuni sebep) nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkımı kullanmak istiyorum, ifade vermek istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmanız yeterlidir.
- Zabta Geçirme: Beyanınız duruşma tutanağına (zaptına) geçirilir.
Bu işlemlerin ardından, herhangi bir soruya maruz kalmadan ve ifade vermeden duruşma salonundan ayrılabilirsiniz.
Özetle; hukuki süreçlerde tebligatları ve mahkeme kararlarını göz ardı etmek telafisi güç zararlara veya gereksiz mağduriyetlere (kolluk marifetiyle adliyeye götürülmek gibi) yol açabilir. Kanunun size tanıdığı hakları, doğru usul ve zamanda, bizzat mahkeme huzurunda kullanmanız en sağlıklı yoldur.
Daha fazla hukuki destek ve danışmanlık için iletişime geçebilirsiniz.








